1. YAZARLAR

  2. Fatma Barbarosoğlu

  3. Akran baskısı
Fatma Barbarosoğlu

Fatma Barbarosoğlu

Yenişafak Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Akran baskısı

A+A-

​Bir kaç haftadır lise ve üniversite öğrencileri ile daha yoğun bir iletişim halindeyim. Gençlerin son öykü kitabım “Mutluluk Onay Belgesi”ni konuşmak için yapmış oldukları davetlere, elimden geldiğince icabet etmeye çalışıyorum.

Fakat ilk defa bu sene önceliği lise öğrencilerine vermiş bulunuyorum.

Liseli gençlere öncelik vermemin iki sebebi var: Birincisi “Mutluluk Onay Belgesi”ni özellikle edebiyat öğretmenlerine bir yol haritası olarak hazırladım. Bilindiği gibi klasik eğitimin iki temeli vardır: hitabet ve matematik.

Hitabet, okuma ve yazma becerisine dayanır.

Gençlerin yazma becerilerini edebiyat öğretmenleri kompozisyon yazdırarak geliştirmeye çalışır. Bizim zamanımızda kompozisyon konuları genellikle atasözleri ve deyim açıklaması şeklindeydi. Bizim kuşağımız, evdeki büyüklerin etkisi ile sözlü kültüre de vakıf olduğu için “ak akçe kara gün içindir, bakarsan bağ bakmazsan dağ olur, damlaya damlaya göl olur”u açıklamakta zorluk çekmezdi.

Sobalı evlerde, bütün ailenin tek bir odada toplandığı zaman ve mekan bütünleşmesi, sözlü kültürü besleyen bir atmosfer inşa ederdi.

70’li yıllarda her mahallede ancak bir, iki  televizyon olur, Yeşilçam filmleri “halk hikayeleri” tadında seyredilip “yorumlanırdı”. Yorum dediysem, masum genç kızın gazozuna ilaç katılırken koro halinde “İçme sakın, içme!” diye ekranın bu tarafından nasihat edilir, Yeşilçam filmlerinin kötü adamı Erol Taş laf ile dövülürdü.

Günümüzün gençlerine “Kızını dövmeyen dizini döver”,  atasözünü açıklayınız üzerinden kompozisyon yazdırmak mümkün değil, mümkün olmadığı gibi anlamlı da değil.

Günümüzün gençlerine  kadim değerleri anlatabilmek, hitabetlerinin ve kavrayışlarının gelişmesini sağlayabilmek için öncelikle onların vakitlerini nasıl değerlendirdiklerini, vakitlerini nasıl idrak ettiklerini bilmemiz gerekiyor.

“Mutluluk Onay Belgesi”ni öğrencileri ile okumak isteyen öğretmenlere, kitabı öğrencilere tavsiye etmeden önce kitaptaki öykülerden birinin ya da birkaçının birinci bölümünü okuyarak devamını öğrencilerin getirmesini isteyin diyorum. Böylece başlamak konusunda sıkıntı çeken öğrenciler için bir izlek verilmiş olacağı gibi, aynı zamanda öğretmenler, öğrencilerinin hikayeyi devam ettirme frekansı ve azimleri üzerinden öğrencileri ile “buluşma”  imkanı da yakalamış olacaklar.

Liseli gençlere öncelik vermemin ikinci sebebi ise, gençlerin lisedeki hallerine tanık olmadan onlarla üniversite kampüslerinde buluşmanın anlamlı olmayacağını idrak etmem.

Liselerde, özellikle Anadolu İmam Hatip Liseleri’de yaptığım söyleşilerden edindiğim en temel veri “akran baskısı”nın şiddeti.

Allah rahmet eylesin Şerif Mardin ahir ömründe “mahalle baskısı” kavramını kullanırken, geleneksel değerlerin toplumu denetleyen gücü saf dışı bırakıldığında, bunun popüler baskının hakimiyet kurmasına yol açacağını sanırım tahmin edememişti.

Liseli gençler arasında “akran baskısı”nın şiddetini anlamanız için, erkek arkadaşı olmayan kızlara “ezik” muamelesinin yapıldığını söyleyeyim. Bu söylediğim, baskının şiddetini kavramanız için yeterli değil. O halde şöyle devam edeyim, sosyal medya çağında genç olmak hakikaten çok zor. “Arkan baskısı”  normal olmayı bir sevgiliye sahip olmak üzerine inşa ettiği gibi aynı zamanda o “sevgili” ile ne kadar vakit geçirildiğini ispat etmeyi de şart koşuyor.

Bir hafta önce İmam Hatip Lisesi öğrencisi bir genç kızın, erkek arkadaşı ile fotoğraflarını sosyal medya hesabından paylaşması üzerine, neye uğradığını bilemeyen babanın, kızının okul kaydını almak için müracaat ettiğini öğrendim.

Bu olayı çoğunluğunu İmam Hatip Lisesi öğretmenlerinin oluşturduğu bir mecliste şaşkınlıkla anlatırken, öğretmenlerin “evet bizde de benzer olay yaşanmıştı” demeleri üzerine hayretim katmerlendi.

1970’li yıllarda da bazı kızların erkek arkadaşı olurdu. Ama onlar “bazı kızlar” idi ve erkek arkadaşlarını herkesten  saklı tutarlardı.

Gidişatı ve değişimin rengini idrak etmek noktasında “erkek arkadaşı ile fotoğrafını sosyal medyada paylaşan İmam Hatipli genç kız” örneği, çok çarpıcı veri sunmuyor mu?

Velhasıl hayatımıza giren yeni teknolojilerin sosyal hayatın yapısını, dokusunu nasıl değiştirdiğini istikrarlı lakin sakin bir şekilde düşünmeye devam etmemiz gerekiyor. 

Not:Allah nasip ederse Cuma günü akran baskısının düğün denetimini ele almak istiyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.