Ankara
DOLAR33.0413
EURO36.0249
ALTIN2561.4
Halil İbrahim İYİOĞLU

Halil İbrahim İYİOĞLU

Mail: [email protected]

Türk Milleti ve Batı Güçlerinin Oyunları: Birlik ve Beraberliğimize Sahip Çıkmalıyız

Geçtiğimiz yıllarda, Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde yaşanan trajik bir olay, hepimizi derinden sarstı. Suriye uyruklu 9 aylık hamile bir kadın ve 10 aylık çocuğu, kaçırılarak ormanlık bir alanda tecavüze uğramış ve hunharca katledilmiştir. Bu vahim olay, vicdanları derinden yaralamış ve insanlığın karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu elim olayın ardından bazı medya kuruluşlarının sessiz kalması ise oldukça dikkat çekicidir. Suriye ile diplomatik ilişkilerin geliştiği bu dönemde, medyanın bazı olayları manipüle ederek kamuoyunu yönlendirmeye çalışması oldukça düşündürücüdür. Özellikle, Ak Parti'nin güçlü olduğu Kayseri'de yaşanan taciz olayının büyütülmesi, kamuoyunun dikkatini farklı yöne çekme çabası olarak yorumlanabilir.

Burada akıllara gelen soru şudur: Bu tür manipülasyonlarla hangi amaçlar güdülmektedir?

Türk milletinin birlik ve beraberliğini zedelemeye yönelik bu tür girişimler, tarih boyunca dış mihrakların ve onların işbirlikçilerinin sıkça başvurduğu yöntemlerdir. Sultan Abdülhamid Han Hazretleri döneminde başarılı olamayan Siyonistler, günümüzde de benzer yöntemlerle hareket etmeye çalışmaktadırlar. Ancak, Türkiye'nin güçlü ve kadim milleti, tarih boyunca bu tür oyunlara karşı durmayı başarmıştır ve bundan sonra da başaracaktır. Biz Osmanlı torunları olarak, ülkemizin bekası için her zaman kan dökmeye hazırız. Bu tür manipülasyonlara karşı her zaman uyanık olmalı ve sağduyulu bir şekilde hareket etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki, birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz sürece, hiçbir güç bizi yıkamaz.

Bu bağlamda, medya organlarının da sorumlu ve etik davranması gerekmektedir. Haberleri çarpıtmadan, objektif ve tarafsız bir şekilde kamuoyuna sunmalı ve toplumun huzurunu bozmaya yönelik her türlü girişime karşı dikkatli olmalıdır. Medyanın manipülatif haberlerle halkı galeyana getirme çabaları, toplumun huzur ve sükunetini bozmakta ve halkın birbirine olan güvenini sarsmaktadır.

Bizler, Türk milleti olarak, vatanımıza ve birliğimize zarar vermek isteyenlere karşı her zaman dik durmalıyız. Provokasyonlara karşı uyanık olmalı, olayların gerçek yüzünü görmeli ve ona göre hareket etmeliyiz. Özellikle sosyal medya üzerinden yayılan yalan haberler ve dezenformasyonlara karşı dikkatli olmalı ve bu tür haberlere itibar etmemeliyiz. Sağduyulu davranarak, birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmeliyiz.

Bununla birlikte, devletimizin ilgili kurumlarının da bu tür olaylar karşısında hızlı ve etkili bir şekilde müdahale etmesi büyük önem arz etmektedir. Adaletin hızlı ve etkin bir şekilde tecelli etmesi, toplumun devlete olan güvenini pekiştirecek ve benzer olayların tekrar yaşanmasının önüne geçilecektir. Güvenlik güçlerimizin ve yargı organlarımızın titiz çalışmaları, bu tür olayların faillerinin hak ettikleri cezayı almasını sağlayacak ve toplumun vicdanını rahatlatacaktır.

Ayrıca, toplumsal bilinçlenmenin artırılması ve eğitim faaliyetlerine önem verilmesi de bu tür olayların önlenmesinde büyük rol oynayacaktır. Toplumun her kesiminde empati, hoşgörü ve saygı kültürünün yaygınlaştırılması, şiddet ve ayrımcılığın önüne geçecektir. Bu noktada, sivil toplum kuruluşlarına, eğitim kurumlarına ve medyaya büyük görevler düşmektedir.

Türk milleti olarak, provokasyonlara kapılmadan, sağduyulu ve bilinçli bir şekilde hareket ederek, birliğimizi ve beraberliğimizi muhafaza etmeliyiz. Vatanımızın ve milletimizin selameti için, hep birlikte el ele vererek, geleceğimizi aydınlık bir şekilde inşa etmeliyiz. Tarih boyunca birçok zorluğun üstesinden gelmiş olan milletimiz, bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla yoluna devam edecektir. Birlik ve beraberliğimizin teminatı, her bir bireyin sorumluluk bilinciyle hareket etmesinde yatmaktadır.

Sonuç olarak, Sakarya'da yaşanan trajik olay, toplum olarak ne denli hassas bir dönemden geçtiğimizi bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu tür olaylar karşısında sağduyulu olmak, provokasyonlara karşı uyanık kalmak ve birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmek, milletimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Sultan Abdülhamid Han Hazretleri döneminde başarılı olamayan Siyonistlerin, günümüzde aynı yöntemlerle hareket etmeye çalıştığını unutmamalıyız. Hep birlikte, daha aydınlık ve huzurlu bir Türkiye için el ele verelim ve dış mihrakların oyunlarına gelmeyelim.

Biz Osmanlı torunları olarak, ülkemizin bekası için her zaman kan dökmeye ve vatanımızı savunmaya hazırız. Bu bilinçle hareket ederek, geleceğimizi güvence altına alalım.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar