1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balaban

  3. Ramazanda çocuklar
Mustafa Balaban

Mustafa Balaban

internetmedya.com
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazanda çocuklar

A+A-

Çocukluğumuzun ramazanları her ramazan tekrar kendini hatırlatır; ya pide kokuları, ya top atışları, ya teravih saatleri… Nasıl hatırlamaz ki insan; hem daha özgür olmanın, hem biraz daha büyümenin dilimleriydi. Hele geç saatlere kadar oynamalar, teravih bahanesiyle koşmalar, saklambaçlar, camideki saf düzenini bozmalar, abdest tutmanın gülme krizinden riske girdiği anlar/anılar.  

Aileden biri geldiyse camiye kontrol artmıştır, yaramazlık azalmıştır. Lakin bir yolunu bulup yine son dakikaya kadar oyunlar, kıkırdamalar, yaşlı amcalara Eyyüb sabrı yaşatmalar. Bastonların sadece yürümede destek için değil, teravih saatlerinde -hınu hacette lazım olur gibi- çocuklara karşı kullanmalar.

Ramazan öncesi akşam ezanları artık oyun bitti çağrısıydı bizim için. Mutlaka eve gitmemiz gerekirdi. Akşam ezanı geç okunsun hatta okunmasın isterdik çocuk düşlerimizle. Ama ramazan da öyle mi dört gözle beklerdik akşam ezanlarını. Büyüklerin oruç açmak için bekledikleri, artık nefeslerin tutulduğu saatlerdi. Bizler ise ezan öncesi atılacak topları, ezan sonrası teravih için izin alıp sokaklarda özgürce oynamayı beklerdik. Sonraları oruç tutmanın ne demek olduğunu öğrenmeye başladığımız, yarım yamalak tuttuğumuz oruçlarla yemeklerin sadece adını değil, tadını da aldığımız, yemeğin şölene dönüştüğü anlardı.

Oruç tuhaftı, gizemliydi bizim için. Kahvaltıyı zoraki yaptığımız, yemek saatlerinin dışında canımız istediğinde atıştırdığımız günler gitmiş; gecenin bir vaktinde mahmur gözlerle zöhür(sahur) yemeğini yemek için uyanmalar başlamış, annemizin erinmeden pişirdiği bazlama, katmer, bükmeler hoş kokularla evi sarmış olurdu. Sonra hoşaf(kompostu) tatlı tatlı midemize inerken uyku yine kollarına çağırırdı bizi. İlk sahurları düşününce büyüklerin kaldırmak istemedikleri; bizlerinde sesten uyanır gibi olduğumuz, bu saatte gizli gizli neler yapıyorlar diye merak ettiğimiz, annemize babamıza ısrarla bizi kaldırın dediğimiz saatler nasıl da munis saatlerdi.

Salavatlar, tekbirler coşkuyla katıldığımız cami korosuydu adeta; büyüklerin ahengini ya yüksek sesle bozduğumuz ya da yanlış söyleyerek karıştırdığımız “müzik saatleri”ydi.

Vitir namazı ise bizim için deve-cüce gibi bir şeydi adeta; üçüncü tekbirde elleri kaldırmayıp rukuya gittiğimiz, biraz takip ettiğimizde yanılanlar için güldüğümüz eğlenceli bir namazdı. Öyle ki bu sefer yanılmayacağım üçüncü tekbirde ruküya gitmeyip, tekbir için ellerimi kaldıracağım dediğimiz, ama yine de yanıldığımız anlardı.

Tesbihat kimimizin sonuna kadar beklediği, hatalarını affettirmek istercesine tesbihi olmayanlara tesbih servis ettiği anlar; kimilerimiz içinse  gülme krizinden kurtulamayıp kaçtığı anlardı. 

Ramazan büyükler için disiplinli ve düzenli bir ibadet dönemi olsa da çocuklar için oyun saatleriydi. Büyüklerin içinde birkaç saniye büyüyüp saflara girmeler, sonra saf düzenini bozup camide veya cami bahçesinde akla gelmedik oyunlar demekti. 

Şimdi düşünüyorum da dini bilgilerimiz, öğrendiğimiz  birçok şey ramazan ayında yirmi dört saat ruhumuza işlemişti. Dini kavramları öğrenmiş, ibadetlerin nasıl yapıldığı öğrenmiş bir kişi olma da ramazan ayının manevi hareketliliğinin önemi büyük olmuştu. Sadece o mu arkadaş çevremiz artmış, komşuları tanımış, teravihte rekatları sayarken sayıları öğrenmiştik. Esasında ramazan her çocuğun ilk-okulu, ilk ortamı olmuş sosyal hayata atılırken. 

Ramazan sahurdan iftira çocukları büyüten ve büyüleyen özel zaman dilimleri. Hele ki oruç temrinleri yapılıyor, açlık ve susuzluk ne demek keşfediliyorsa…

Çocukları da katalım bu ayın manevi hayatına, hazzına. O zaman oruç açlığı aşan, susuzluğu aşan uhrevi ve ulvi bir yolculuk olur biz büyükler için. Her birimizin gittikçe başka başka şeylere bağımlı hale geldiğimiz bu zaman dilimlerinde; çocukları sosyal hayata katmanın, gençleri sufli  duygulardan ulvi duygulara taşımanın, yetişkinleri  yalnızlıktan kurtarmanın en iyi yoludur ramazan ayını her şeyi ile yaşamak.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.