İstanbul
DOLAR18.6344
EURO19.6293
ALTIN1077.0
Barış ÇALIŞKAN

Barış ÇALIŞKAN

Mail: [email protected]

Bilinçli Tercih: Enflasyon

Enflasyondan bahsedebilmek için ürünlerin ve hizmetlerin genel fiyatlarında süreklilik gösterir şekilde artış şartı aranır. Bunun dışında kalan durumlar zam veya o ürün, hizmet özelinde pahalılık olarak nitelendirilebilir. Enflasyon iktisat biliminde ekonomik dengesizlik olarak tanımlanır ve enflasyonun çözümü dengesizliğin ortaya çıkış nedeniyle birebir ilintilidir. 

 

Enflasyonun nedeni iki temelde araştırma konusu olabilir: Bunlar talep ve maliyet tabanlı enflasyondur. Bu iki temellendirmeden biri öncülüğünde ortaya çıkan enflasyon, özellikle bizim gibi çift paralı ve sürekli döviz akışına ihtiyaç duyan ekonomik sistemlerde, diğer temellendirmeyi de etkileyerek enflasyonun daha hızlı yükselmesini tetikler. Buna örnek vermek gerekirse dövizin TL karşısında değer kazanması nedeniyle maliyetleri artan üreticinin, bu maliyetleri son kullanıcıya yansıtması fiyatlar genel düzeyinde sürekli artışa neden olur. Enflasyon kadar geliri artmayan ve artmayacak olan sabit gelirli bireyler, gelecekte fiyatı artan ürünleri ve hizmetleri alamayabilirim düşüncesiyle ihtiyacı olan, olmayan ürünleri ve hizmetleri bugünden satın alarak talebi öne çeker ve iktisat biliminin bir kuralı olan talebi artan ürünün fiyatı artar teorisini realize ederler.

 

Sanal iç talep ve ihracat artışıyla belli oranda bir büyüme yakalanır ancak enflasyonist büyüme yapısı gereği dengesizlikten ortaya çıktığından dolayı bu büyüme uzun süre devam ettirilemez ve ülke ekonomik daralmayla enflasyonun aynı anda görüldüğü bir sürece sürüklenir. Bazı iktisatçılar tarafından vergi olarak nitelendirilen enflasyon tasarruf yapandan borçlanana varlık transferi anlamına gelir. Tasarruf etmek için parasını bankaya yatıran bireyler, enflasyondan daha düşük faiz geliri sağlayacağından dolayı alım gücünün bir kısmını kaybeder. Borç alanın ise her ay yaptığı ödeme miktarı reel anlamda azalır ve tasarruf edenden borç alana varlık transferi gerçekleşmiş olur. Tahvil ve bono yoluyla piyasadan en çok borç alanın devlet olduğu unutulmamalıdır.

 

Ülkemizde enflasyon, oluşum biçimi ve ilerleyişi itibariyle hükümet tarafından gerçekleştirilmiş bir politika tercihidir. ‘Seçim ekonomisi’ olarak adlandırabileceğimiz bu tercih dizisinin en önemli ayağı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın fiili bağımsızlığının sona ermesi ve siyasi etki altına girmesinden sonra başlamıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın birinci görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Bunu başarabilmek için, iktisat bilimine göre, enflasyon ortamında sıkılaştırıcı yönde para politikası izlemeli ve faiz artırmalıdır. Ancak bu yapıldığında paranın fiyatı olan faizler artacak, bireyler harcama yerine tasarrufa yönelecek ve ekonomik büyüme bir süre sekteye uğrayacaktır. Seçim öncesi kısa süreli acı reçeteyi tercih etmeyen hükümet irrasyonel politikalarıyla ülkemizi temerrüte düşmek gibi daha büyük risklerle karşı karşıya bırakmış ve şahsi çıkarlarını uzun dönemli ülke çıkarlarına tercih etmişlerdir.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar