İstanbul
DOLAR16.192
EURO17.4658
ALTIN965.28
Barış ÇALIŞKAN

Barış ÇALIŞKAN

Mail: [email protected]

Tarikatlar ve Devlet

Toplumlar birçok örgütlenme biçimine sahiptir. Örgütlenme biçimleri, siyasi ortama, teknolojiye, akımlara ve o zamanda geçerli olan gelişmelere göre değişiklik gösterebilir. Örnek vermek gerekirse 18. yüzyılda gerçekleşen Fransız Devrimi’nden sonra ırk üzerinden örgütlenme biçimi ön plana çıkmıştır ve bu akım çok uluslu yapıya sahip imparatorlukların sonunu hazırlamıştır. Günümüzün modern toplumlarında ise ilkeler ve idealler üzerinden örgütlenme biçimleri ilgi görmektedir. Ancak bir örgütlenme biçimi var ki insanlık tarihinin her döneminde varlığını korumuştur: Din üzerinden örgütlenmek. İnsanlık tarihi boyunca birçok dini inanç sistemi insanlık tarafından takip edilmiştir ve hepsiyle ilgili dini bir yapılanma biçimi olan tarikatlardan söz edebiliriz. Geçmişte toplumun vazgeçilmez örgütlenme biçimi olan tarikatlar, günümüzde siyasi yönetimlerle girdikleri şeffaf olmayan ilişkilerden dolayı tartışılır hale gelmiştir.

Örgütlenme, topluluk kurma ve savunduğu düşünce ve inanış için sesini duyurma özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Bu haklar demokratik hukuk devleti diyebileceğimiz bütün devletlerde temel hak olarak güvence altına alınmıştır. Din üzerinden örgütlenme biçimi olan tarikatların da bu özgürlükler kapsamında inandıklarını savunabilmeleri demokrasimizin ve anayasamızın gerekliliklerindendir.

Nasıl bir tane vakıf veya derneğin yaptığı hatalı uygulamalar nedeniyle bütün derneklerin, vakıfların örgütlenme özgürlüğü elinden alınmamalıysa tarikatlar için de aynı hukuki yapı ve demokratik anlayış geçerlidir. Burada önem gösterilmesi gereken herhangi bir tarikatın, vakfın, derneğin ve sivil örgütlenmenin devlet içinde hakim ses haline gelmemesidir. Devlet, din üzerinden, ırk üzerinden veya idealler üzerinden örgütlenen bir topluluğun arka bahçesi değildir, olamaz. Devlet ve hukuki sistem bir topluluğun karşısında veya yanında olmamalıdır. Bu tür demokrasi ve hukuk dışı politikalar en az “şu topluluk biçimi kapatılsın” yaklaşımı kadar sakıncalı, toplum yapısına zarar verici, adalet duygusunu zedeleyici etkilere sahiptir.

Dünyadaki bütün inanç sistemleri doğası gereği sorgulanamaz ve değiştirilemez yani dogmatiktir. Bu nedenden dolayı din üzerinden gerçekleştirilen örgütlenmeler de dogmatik bir yapıya sahiptir. Dini topluluklar değiştirilemez, sorgulanamaz kurallara ve karar mekanizmalarına sahiptir ve bu gerçeklik nesiller arası aktarım yöntemiyle korunur. Bu durum tarikatları siyaset için kullanılmaya müsait örgütlenme biçimleri haline getirir çünkü siyasiler sadece tarikat şeyhini ikna ederek büyük bir topluluğun desteğini kazanmış olur.

Geçmişten günümüzü ülkemizdeki bütün siyasi liderler dini örgütlenmelerin dogmatik yapısından istifa etmiştir, etmeye çalışmıştır. Dolayısıyla çözümün siyasi liderler ve partilerde aranmaması gerektiği açıktır. Denge ve denetleme mekanizmasının etkin şekilde çalıştığı, devlet yönetiminde belli topluluğa imtiyaz veren siyasilerin hukuk ve sandık önünde hesap verdiği siyasi bir sistem kurgulanmalıdır. Kısacası çözüm kapatmak değil, demokrasi, hukuk ve eleştirel düşünse yeteneğine sahip bireylerdir.

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar