İstanbul
DOLAR13.7034
EURO15.5464
ALTIN778.29
YUSUF KAPLAN

YUSUF KAPLAN

Mail: [email protected]

Üç tür tabiat

İnsanlık nereye koşuyor?

Uçuruma, yok oluşa doğru koşuyor…

TANRI’YA, İNSAN’A VE TABİAT’A SALDIRI…

Önce Tanrı fikrine saldırıldı hümanizmle inşa edilen modernlikle birlikte. Yaratıcı, Alem ve İnsan’dan oluşan büyük varlık zincirinin hiyerarşik yapısı yerle bir edildi, insan “tanrı” konumuna yerleştirildi.

Ardından hakikat fikrine saldırıldı. Hakikat, fizik gerçekliğe indirgendi. Kabuğa. Bilimsel devrim, hakikati görünen’le sınırladı. Görünmeyen, yok sayıldı!

Sonuç: İnsanın dünyaya hâkim olması, azmanlaşması ve hatta kendi sonunu hazırlayacak kadar ipin ucunu kaçırması oldu. İnsanın kendini tanrılaştırması demek olan hümanizmle çıktığı yolculuk, insanın da tahtından edilmesini doğuran bir ontolojik felâkete dönüştü: İnsanın yeri ve tabiatı değiştirilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı: Transhümanizm (insan-ötesi) ve posthümanizm (insan-sonrası) çağının gelişi…

Sonra Tabiat’a saldırdırıldı: Tabiat kontrol ve kolonize edildi, ozon tabası delindi, iklim düzeni bozuldu, tabiatın varlığı, hayatı tehlikeye düştü.

Tabiat delik deşik edildi. Evet, tahrip edildi tabiat. Tabiatın tabiatı ve düzeni bozuldu.

Yetmedi, İnsanın tabiatı da bozuldu. İnsan fıtratını yitirdi, yaratılıştan gelen tabiatı aşındı, yeni tabiatlar inşa ve imal etti.

İNSANIN ÜÇ TABİATI

Üç tür tabiattan söz edilebileceğini düşünüyorum.

Birincisi yaratılıştan veya varoluştan gelen tabiattır. Buna “birinci tabiat” diyoruz.

İkinci tabiat, kültür’le gelen, insanın hayata ve tabiata müdahalesinin eseri bir tabiattır. İnsanın eseri bir tabiat bu ikinci tabiat olarak tarif ettiğim kültür.

Üçüncü tabiat ise, insanı da, hakikati de yok edecek, hayatı çölleştirecek, insanı güdülecek ruhsuz bir makinaya dönüştürecek popüler kültürün ürünü bir tabiat.

İlk tabiat, varoluştan itibaren getirdiğimiz tabiat.

İkinci ve üçüncü tabiatlar ise bizim varoluşa müdahale ederek, bizzat bizim ürettiğimiz yapay tabiatlar. İkinci tabiat özellikle modernlerin eseridir ve inşa edilen bir tabiattır.

Üçüncü tabiat ise postmodern dünyanın hem ürünü hem de yeniden üreticisi işlevi gören popüler kültürün eseridir ve imal edilen, plastik olarak icat edilen ve sürgit algılar, imajlar oluşturacak şekilde değiş(tiril)en melez bir tabiattır.

İNSANA NEYİ YİTİRDİĞİNİ HATIRLATACAK UZUN SOLUKLU BİR YOLCULUK…

Dünyanın önündeki en büyük tehdit, popüler kültürdür. Postmodern popüler kültür melez kimlikler, izafileşen ve sürgit her ân değiştirebilen sahte hakikatler üretiyor. İnsanın birinci tabiatını metamorfoza / başkalaşıma uğratıyor; kültürle ürettiği ikinci tabiatını da yerle bir ediyor, kaldırıp atıyor…

Melez kimlikler, melez kültürler bir çeşitlenme, bir zenginlik değil izafileşmenin, gelip geçici olan’ın, sahte’nin, hatta mutlak sahte’nin hükümran olmasıdır. Hız, haz ve ayartı rejimi dromokrasinin zaferi!

Popüler kültür, hakikati yüzeye hapseder.

Ve ayartıcıdır popüler kültür; estetize yöntemlerle baştançıkarıcı.

O yüzden sürgit değişen ve değiştirilen, icat edilmiş kimlikler, konumla(nmala)r imal eder.

İnsanı yüzeye, sığlığa mahkûm eder, alıklaştırır.

Bu dünya böyle gider mi?

Gitmez!

Peki ne yapmak gerekir?

İnsana neyi yitirdiğini hatırlatacak uzun soluklu bir fikir, oluş ve “varoluş” yolculuğuna, hakikat yolculuğuna çıkmak…

Vesselâm.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar