Erdal Tanas Karagöl

Erdal Tanas Karagöl

Yenişafak Gazetesi
Erdal Tanas Karagöl

Yeni Bir Başarı Hikayesinde 'Şehirlerin Ekonomi Fotoğrafı'

İnternet Medya -

Türkiye son yıllarda ekonomide gerçekleştirdiği değişim ve dönüşüm ile orta gelir grubunun alt diliminden üst dilimine yükseldi. Şimdi ise yüksek gelirli ekonomiler içerisinde yer almak için önemli bir çaba içerisinde.

Bunun için de, Türkiye bir yandan ekonomide makro düzeyde ihtiyaç duyulan yatırım ortamı iyileştirilmesi konusunda hamlelerde bulunurken, diğer yandan yeni teşvik ve desteklerle ülke ekonomisinin dışa bağımlılığın yüksek olduğu enerji ve savunma sanayi gibi alanlarda yerli üretimi destekleyen stratejiler ortaya koyuyor.

Yani yeni bir başarı hikayesi yazmak istiyor.

Dolayısıyla, Türkiye'nin bulunduğu orta gelir grubundan en kısa sürede çıkıp yüksek gelirli ekonomiler içerisinde yer alması için bir 'başarı hikayesi' yazacaksa, hem makro hem de mikro düzeyde hamleler yapması gerekiyor. Mikro düzeyde yeni bir başarı hikayesinin en ideal yolu da her şehre özel yeni bir hikaye ortaya koymaktan geçmektedir.

NEDEN ŞEHİRLERİN BİR EKONOMİ HİKAYESİ OLMALI?

Bu sorunun bir çok cevabı var. Şöyle ki;

Ekonomik büyümenin gelişmekte olan ülkelerde gerçekleştiği günümüz konjonktüründe ve ekonominin güç dengesinin gelişmiş ülkelerden bizim gibi gelişmekte olan ülkelere doğru hareket etiği bu dönemde, şehirlerin bu değişime ayak uydurması ve bu sürece hazırlıklı olmaları gerekiyor.

Türkiye'nin her bir şehri ekonomideki mevcut dinamikleriyle belli bir potansiyeli içerisinde barındırıyor. Bilindiği üzere Türkiye'nin bazı bölgelerindeki şehirler tarım ve hayvancılık, bazıları sanayi bazıları ise turizm ve sağlık gibi sektörlerle ön plana çıkıyor. Yani aslında her bir şehrin ekonomisinde lokomotif gücü gören önemli bir sektörü var.

Bu sektörlerdeki potansiyeli kullanmanın ve dinamikleri harekete geçirmelerinin yolu ise yeni bir başarı hikayesinden geçiyor. Yani, farkındalıkları hayata geçirmek yani uygulamaya koymak için bu şehirleri başarı hikayelerine kavuşturmak gerekiyor.

Diğer yandan, İpek Yolu 65 ülkeyi kapsayan ve 21 trilyon dolar potansiyeli olan ve tamamlandığında 4.5 milyar nüfusu kapsayacak dev bir ticaret kuşağı. Dolayısıyla bu dev ticaret ağı, ülkeler bir yana hangi şehirlerden geçiyorsa o şehirlerin İpek Yolu'nun devasa potansiyelinden mutlaka pay alması gerekiyor.

'İpek Yolu'nun geçtiği ve ipek yolu orta kuşağının hem kara hem de deniz rotası üzerinde yer alan Türkiye'nin böyle stratejik öneme sahip bir ticaret ağından faydalanması gerekiyor. Özellikle de ticaretin kavşak yolları üzerinde bulunan Erzurum gibi önemli şehirler.

Coğrafya kaderdir diyoruz. Bu coğrafya da fırsatlar her zaman ayağa gelmez ya da gelmesi için de belki de yıllarca beklemek gerekebilir.

Bu nedenle, şehirler coğrafyanın sunduğu bu ticaret fırsatlarını kullanmaları için öncelikle ticarette, kendi potansiyellerini bilmeli ve var olan bu imkanların kendileri için ne gibi fırsatlar yaratacağını ve hangi durumda ne şekilde bunu avantaja dönüştüreceklerinin yollarını aramalılar. Bu da şehirlerin yeni bir başarı hikayesi ne olmalıdır? Sorusunun da cevabı değil mi?

Şehir için duyulan yatırımlar nedir sorusuna, artık altyapıdan ziyade şehrin üretimini artıracak, potansiyelini kullandıracak ve fırsatların realize olmasına katkı yapacak yatırım ve projelerin hayata geçirilmesi cevabı geliyorsa şehirler için yeni bir başarı hikayesi yazılması zorunlu hale gelmiş demektir.

Hatta şehirler için yazılacak başarı hikayesinin anlamlı olması ve şehrin ekonomik potansiyelin tam anlamıyla kullanılması için şehirlerin tamamlayıcı unsuru olan ilçelerin de fotoğrafını çekmek lazım.

Hem şehirler hem de ülke ekonomisi adına kazanımları artıracak oldukça önemli olan bu hamleler, Türkiye'yi kısa sürede orta gelir grubundan yüksek gelirli ülkeler ligine taşıyacağı açık değil mi?